الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ... فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِيْنَ
‘Onlar ki Kuran’ı bölük bölük ettiler. Rabbin hakkı için biz onların hepsine soracağız.’ (Hicr/91-92)
إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمْ وَكَانُواْ شِيَعاً لَّسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ

‘Dinlerini parça parça edip fırka fırka ayrılanlar varya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur...’ (En’am/159)
Tefrika; Birlik ve beraberliği bozan, güçlü olanı zayıflatan, izzet sahibini zillete düşüren dehşet verici bir haldir...
Tefrika; Şeref sahibini şahsiyetsiz kılan, doğru yolda olanı delalete düşüren korkunç bir durumdur…
Tefrika; Allah’ın emrine muhalefet, heva ve hevese uymaktır…
Bugün ümmetin en büyük hastalıklarından bir tanesi de hiç şüphesiz, Müslümanların büyük bir fırkalaşma ve tefrika içerisinde olmalarıdır. Ümmetin üzerine çöken bu büyük hastalığın neticesiyle, tarih boyunca nice kanlar dökülmüş ve mallar heder olmuştur.
Ne yazık ki, aynı itikad ve menhece sahip olan birçok kişi, fikri ihtilaflardan ve nefsi problemlerden dolayı bölük pörçük, darmadağınık bir hal üzerinde bulunmaktadırlar. Bu hastalık sonucunda ise, güç ve kuvvet yok olmuş, zalim kafirler İslam ümmetinin başına bela olmuştur. Sevban’dan rivayetle Allah Resulü s.a.v şöyle buyurur:
‘Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağıran yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.’ Orada bulunanlardan biri: ‘O gün az mı olacağız?’ diye sordu: ‘Hayır, bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu çıkaracak ve sizin kalplerinize vehn’i atacak!’ ‘Vehn nedir?’ denildi: ‘Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!’ buyurdular.’ (Ebu Davud)
Bugün İslami cemaatler çok olmasına rağmen hiçbir ağırlığı bulunmayan çer-çöpler misali gibidir. Dünya sevgisi ve ölüm korkusu tefrikanın nedenlerinden biridir. Nice vahdet vahdet diye bağıran cemaatler, ellerinden makam ve mevkileri gitmesin diye birleşmeye yanaşmazlar. Onların vahdetten anladıkları sadece bütün cemaatlerin kendi şemsiyeleri altında birleşmeleri ve onlara tabii olmalarıdır. Vahdet ancak cemaatlerin bazı görüşlerinden ferağat etmesiyle gerçekleşir. Tevhid olmadan da vahdet olmaz!
Yine tefrikanın nedenlerinden biri, kişilerin kendi cemaatlerini aşırı sevmeleri, mutaassıp olup körü körüne cemaatlerine bağlanmalarıdır. Enes’in rivayetinde Allah Resulü s.a.v şöyle buyurur:
‘…Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar.’ (Rezin, Beyhaki)
Bir grupla faydalı çalışma yapmak üzere bir araya gelmek, bu amaçla bir cemaate mensup olmak iyi, lakin grupçu olmak tehlikelidir.
Ve yine tefrikanın asıl nedeni, kişilerin Allah’tan başka otoriteler (ilahlar, kanun koyucular) edinmeleri ve bu otoritelerin emirlerine teslim olmalarıdır. Otoriteler ayrı ayrı olunca ister istemez tefrika olacaktır;
لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

‘Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı ikisinin de düzeni bozulup gitmişti. Arş'ın Rabbi olan Allah nitelemelerin¬den münezzeh ve yücedir.’ (Enbiya/22)
Müslümanların birliğini sağlayacak en büyük temel, Allah’ın otoritesini kabul edip onun gösterdiği doğrultuda yaşamakla gerçekleşir.
Seyyid Kutup şöyle der: ‘Bazı saf ve temiz Müslümanlar, küçük ihtilaflar ve küçük günahlarla uğraşıyorlar ve bu yaptıkları ile görevlerini tam olarak yerine getirdiklerini düşünüyorlar. Halbuki bir yanda dinin tümü paramparça edilmekte ve temelinden yıkılmakta, bir yanda Allah’u Teala’nın sultası yok edilmekte ve gasp edilmektedir…’ (Fizilali’l-Kuran)
Tefrikanın tehlikesi büyüktür. Bu tehlike kişiyi dininden çıkaracak kadar bile büyük olabilir. Hz. Ali ‘Dinlerini parça parça edip, fırka fırka ayrılanlar…’ ayeti ile alakalı şöyle der;
‘Allah’a yemin ederim, onlar dinlerini parça parça etmediler. Kendileri dinlerinden ayrıldılar.’ (İmam Kurtubi Tefsiri)
Tefrika, İbrahim en-Nehai’ye göre; ‘Dinin bir bölümüne iman ve bir bölümünü de inkar etmeye götüren bir sebeptir.’ (İmam Kurtubi Tefsiri)
Hiç şüphesiz buda Yahudilerin özelliklerindendir. Allah s.w.t onlar hakkında şöyle der;
‘…Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.’ (Bakara/85)
Bundan dolayıdır ki ümmet rezil bir hayat yaşamaya düçar olmuştur!
Tefrika, kişiyi bidat ehlinden, heva sahiplerinden yaptığı gibi, tevbesinin de kabulüne engeldir. Resulullah s.a.v Hz. Aişe’ye r.anha şöyle demiştir:
‘Dinlerini parça parça edip, kendileri de fırka fırka ayrılanlar, bu ümmetin bidat sahipleri, heva sahipleri ve delalet sahipleridir. Ey Aişe! Her günah işleyenin tevbesi vardır. Bidat sahipleriyle heva sahipleri müstesnadır. Onların tevbeleri yoktur. Ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktırlar.’ (El-Heysemi, Mecmuu’z-zevaid)
Tefrika denizinde yüzen Müslüman ümmet için bu büyük bir tehdit değil midir? Tevbelerinin kabul edilmediği bir ümmet helak olmaya mahkum değil midir?
‘Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanmayın!...’ (Ali-İmran/103)
‘Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.’ (Enfal/46)
Müslümanların birleşmeleri Kurani bir emir, tefrikanın önüne çekilen bir demirdir. Bunca emirden sonra biz Müslümanlara uymaktan başka bir çare kalır mı?
‘İşte bu (Kuran) mübarek kitaptır. O’nu biz indirdik, ona uyun. (Allah’tan) korkun ki, size rahmet edilsin.’ (Enam/155)
Gereği yerine getirilmeyen, emrettiği ölçülerine uyulmayan bir kitap, ne kadar üstün görülürse görülsün, insana rahmet etmez!
Birliğin sağlanması derken, her Müslümanın kafa yapısının ve düşüncesinin bir olacağını söylemiyoruz. Böyle bir iddia mümkün değildir. Her insanın kafa yapısı bir olamaz. Bizler diyoruz ki, bu basit ayrılıklar fırkalaşmaya ve düşmanlığa götürmemelidir. Ne yazık ki birçok cemaat birleşmedikleri gibi birbirleriyle uğraşır olmuşlardır. Birleşmeyi beceremeyen ümmetimize şunu söylüyoruz;
Ey Müslüman ümmet! Birleşemiyorsanız, bari birbirinizle uğraşmayın!