Ben kitaplarımla konuşurdum eskiden. Çok şey anlattılar bana. Kimi zaman zahid ol dedi kimi zaman cihad dedi göğsünü kabarta kabarta. Çok konuştum onlarla. Hatta en çok onlarla... Şimdi biraz şeyler. Anlarsınız ya, içine kapanıklar. Hepsinin rengi solmuş sanki. Artık heycanlandırmıyor söyledikleri, ağlatmıyor. Ki ben onlarla buluştum diye şükür namazı eda ederdim. Tabi eskiden. Kitaplarım... Tozlu raflar arasında gömülü arkadaşlarım... Siz beni sevmiştiniz bende sizleri. Kitaplarım... Benim sadık dostlarım. Kuran nurundan damlayan hidayet çemberine dahilsiniz herbiriniz. Sizler anlattınız, ben elimde kalem not ettim söylediklerinizi. Elimde not defterim ve pencere önünde onun sayfalarını çeviren ellerim... Sohbetlerimizin kanıtı hepsi. Sohbetlerimizin nişanesi.
Dediğim gibi çok şey anlattılar bana. İslam'ı ve onun nimetlerini. En büyük nimeti olan; kardeşliği. Kalemin mürekkebi kurur ve gözlerimde anlatılmaz bir sürur. Kardeşliği anlatmak için harcananlar bir ormanı kurutur. Ama yine de yetmez. Yine de eksik kalır bir şeyler... Ben hangi cüretle kalkışacağım bu işe? Evet, ne yazarsam yazayım yakışmayacak kardeşliğin şanına, biliyorum. Ama kitabımla geçen muhabbetin hatrına, devam edin iz sürmeye satırlarda...
Kardeşime Mektup*... En yakın kitapdaşlarımdan birinin adı. Yaklaşık bir ay önce tanıştık onunla. Ama yıllardır tanıdığım biri gibiydi. Samimi, içten ve düşünceli... Kalıbı küçüktü, bana verecek pek bir şeyi yokmuş gibi. Ama daha ilk anda dolu dolu ''din kardeşim'' lafzı tüm bu önyargıları silmem için yardım etti bana. Ve devam etti aynı samimiyetle. Hiç boş konuşmadı, hiç istikrarından şaşmadı. Evladını azarlamasında bile şefkat çağrışımı yapan bir baba gibi... Öfkeli, hatasından dolayı kızgın evladına ama nasihat etmeyi bırakmamakta ısrarla. Anne gibiydi ''Kardeşime Mektup''.. Hayrım için bana öğüt veren ve yine benim hayrım için beni övmekten kaçınan. Kardeşliği hakkıyla anlattı bana. Şİmdi ben de bunun boşa çıkmadığını anlatmak adına, kardeşlik denince aklıma geleni müsaadenizle konduracağım kağıda...
Kardeşlik; nimet, ödül, mükafat. Hayır, olmadı. Çok daha fazlası kardeşlik. Samimi tebessümlerin, karşılıksız iyiliklerin, ağlayacak omuzların temeli. İslam'ın başyapıtı, müslümanlığın şaheseri... Biz '' Kişi kendisi için istediğini mümin kardeşi için istemezse gerçekten iman etmiş olmaz'' diyen Rasul'ün ümmetiyiz. Biz ki o Rasul'ün kardeş kıldığı Muhacir ve Ensar'ın varisleriyiz. Varisiz kardeşliğe. Çünkü hayvanlar alemindeki ''yaşamak için öldür'' kuralı tam tersi olarak işler bizde: Yaşamak için yaşat! Ahirette mutlu bir yaşam için yaşat kardeşliği. Ne kardeşlik ölsün ne de kafirler gülsün. Ne senin bedenin yansın ateşte ne de kardeşin boğulsuun zalimin zulmünde. Ne şeytan nifak soksun aramıza ne de biz ayrı düşelim dünyalıklar uğruna. Unutma; '' İnsan insanın tesellisidir, teselliyiz birbirimize.''**
* Kardeşime Mektup- Mecdi Hilali
** Teselliler Kitabı- Yusuf Özkan Özburun


Ümmü Erva