1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Çözüldü Yemin Edenin Yemini, Yemin Ettirenin Niyetine Göredir Hadisini Nasıl Anlamalıyız?

Konu, 'Kur'an ve Sünnetten Delillerle Soru - Cevab' kısmında Abdullah el Hanbeli tarafından paylaşıldı.

  1. Abdullah el Hanbeli

    Abdullah el Hanbeli Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Es selamu aleykum,

    "Yemin edenin yemini, yemin ettirenin niyetine göredir" (Muslim) hadisini nasıl anlamalıyız? Her durumda yemin ettirenin niyeti geçerli değilmiş bazen yemin edenin niyeti esas alınıyor:

    Küfür yemini eden ancak yeminde lafızlar kapalı ise, başka yerlere çekilebiliyorsa kinaye ve tevriye kullanarak yemin edenin niyeti geçerli olur mu? Yoksa her durumda yemin ettirenin niyeti mi geçerli olup kinaye, tevriye gibi şeyler geçerli değil mi?
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Âleykum selam we rahmetullah

    Ebû Hurayra (r.anh) şöyle demiş: Rasûlullah
    (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    «Senin yeminin arkadaşın seni ne üzerine tasdik etti ise ona göredir.» buyurdu.
    (Muslim, Eyman, bab 4, Hadis no: 20 , 1653)
    Bu hadîsin şerhinde Nevevî şunları söylemiştir:
    «Bu hadîs, hâkimin yemîn istemesiyle edilen yemine hamlolunmuştur. Bir adam birinden bir hak dâva eder de hâkim yemîn ettirir ve yemîn eden şahıs niyetini gizleyerek hâkimin maksadından başka bir şey niyet ederse yemîni hâkimin niyetine göre munâkid olur; niyetini gizlemesi ona bir fayda vermez. Bu bilittifak böyledir. Delili bu hadîs ve icmâ'dır.


    Fakat hâkim istemeden yemîn eder de niyetini gizlerse bu ona fayda verir; ve ister yemîn istenmeden doğrudan doğruya, isterse hâkim ve onun naibi olmayan biri tarafından vâki teklif üzerine yemîn etmiş olsun yemininden dönmüş olmaz. Hâkimden başka yemîn tâleb edenin niyetine itibâr yoktur.

    Hâsılı yemîn bütün hallerde yemîn eden kimsenin niyetine bağlıdır. Bundan yalnız kendisine teveccuh eden bir davada hâkim ile onun naibinin yemîn istemeleri müstesnadır. Bu yemîn (edenin değil) istenenin niyetine bağlı olur. Bu hadîsten murâd budur. Ama hâkim huzurunda onun teklifi olmaksızın bir dâvada biri yemîn ederse burada yemîn sahibinin niyeti mûteber olur. Bu hususta Allah'a yemîn etmekle kadın boşamaya veya köle azadına yapılan yemîn arasında 'fark yoktur. Şu kadar var ki, kadın boşamaya veya köle azadına yemîn vermeyi hâkim teklif ederse niyetini gizlemesi kendisine fayda verir; ve yemîn edenin niyetine itibâr olunur; çünkü hâkimin bu gibi şeylere yemin ettirmeye hakkı yoktur. O yalnız Allah'a yemîn teklif edebilir.

    Şunu da bilmeli ki, niyet gizlemekle yeminden dönülmüş olmazsa da bunu bir kimsenin hakkını ibtal edecek yerde yapmak câiz değildir. Bu mesele de ulemâ arasında ittifâkîdir. Bu tafsilât İmam Şafiî ve arkadaşlarının mezhebidir.

    Kaadî Iyâd, İmam Mâlik ile arkadaşlarından bu bâbta ihtilâf ve tafsilât nakletmiş ve şöyle demiştir:
    Bir kimse kendisinden yemîn istenmeden ve yeminine bir hak tealluk etmeden yemîn verirse sözü kabul edilib niyetine göre hüküm olunacağında ulemâ arasında hilaf yoktur. Fakat bir hak veya vesika için birine kendiliğinden yahud hâkimin hükmü ile yemîn ederse yemininin zahirine göre hükmolunacağında da hilaf yoktur.

    Meselenin yemîn sahibi ile Allah arasındaki hükmüne gelince :
    Bâzıları, yemîn eden kimin için verildi ise onun niyeti mûteberdir, demiş; bir takınılan yemîn edenin niyeti mûteber olacağını söylemişlerdir. Hattâ : Yemîn teklif edilmişse kimin için yemîn verilirse onun niyeti, teklif edilmeden yapılmışsa yemîn edenin niyeti mûteber olur, diyenler de vardır. Abdulmelik ile Stıhnûn'un kavilleri budur. İmam Mâlik ile Îbni'l-Kaasım'ın zahir olan kavilleri de budur. Bunun aksine kâil olduklarını söyleyenler de vardır, ki bunu Yahya Îbni'l-Kaasım 'den rivayet etmiştir. Bâzıları: Yemîn edenin aleyhine hükmolunmayacak husûsatta niyeti kendine fayda verir; aleyhine hükmolunacak hususta ise kendiliğinden yemîn etmesiyle teklifli yemîni birbirinden ayrılır, demişlerdir. Bu kavil dahî Ibni'1-Kaasımden rivayet olunmuştur.

    İmam Mâlik'ten nakledildiğine göre : Hile ve kurnazlık yolu ile yapılan yeminin sahibi günahkârdır; yemîni de bozulmuştur, özürden dolayı yapılanda beis yoktur. İbni Habîb'in İmam Mâlik'ten rivayetine göre hile yolu ile yapılan yeminde yemîn sahibinin niyeti, bir hak uğrunda yapılanda kimin için yemîn edilirse onun niyeti mûteber olur. Başkasının hakkına teallûk eden yeminde sahibi niyetini gizlese bile günahkâr olacağında hilaf yoktur.

    ....

    Yine aynı mesela hakkında ;

    Ebû Hurayra (r.anh)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    "Yeminin, arkadaşının seni tasdik edeceği (niyet) üzerine olanıdır."

    (Ebu Dâvud, Eyman, Bab 7, Hadis no: 3255)

    Musedded; "Bana, Abdullah b. Ebî Salih haber verdi" dedi.
    Ebû Dâvûd dedi ki: Onun ikisi, (yani) Abdullah b. Ebî Salih ve Abbâd b. Ebî Salih birdir
    (Muslim, eymân 20; İbn Mâce, keffârât 41)


    Açıklama
    Hadis-i şerif, iki hasım arasındaki davalaşmada edilen yeminin, yemin edenin değil, yemin ettirenin niyetine göre olacağına delildir. Yani, yemin eden kişi "evet, ben yemin ettim ama maksadım o değildi, şu idi" şeklinde bir mezarette bulunamaz. Fethu'l-Vedûd'da; "Bunun manası; yemin, yemin ettirenin niyetine göre vâki olur. Yeminde tevriyenin tesiri olmaz." denilmektedir.
    Yeminde, yemin ettirenin niyetinin muteber oluşu, genel değildir. Bazı hallerde şartlarla sınırlıdır.


    Nevevî, bu konuda şu açıklamada bulunur:

    "Bu hadis, hâkimin yemin istemesi durumunda edilen yemine hamlolunur. Bir adam, başka birini dava eder, hâkim de ona yemin ettirdiğinde, adam hâkimin niyetinden başkasına niyet ederse, yemin hâkimin niyeti üzerine olur. O adamın kendi niyetini gizlemesi fayda vermez. Bu konuda göruş birliği vardır. Delili, bu hadis ve icmadır.

    Hâkimin isteği olmadan yemin eder ve farklı bir niyet beslerse, o zaman niyetinin faydası olur ve yemin bozulmuş olmaz. İster hiç kimse istemeden, isterse hâkim ve onun naibinin dışında birinin istemesiyle olsun, sonuç aynıdır. Hâkimden başkası, niyet ettirdiğinde onun niyetine itibar edilmez. Hasılı; kendisine yöneltilen bir davada hâkimin ve naibinin yemin ettirmesinin dışındaki bütün hallerde yemin, yemin edenin niyetine göredir. Hadiste murad edilen budur. Hâkimin huzurunda hâkim istemeden yemin etmesi halinde ise, ister Allah adı ile ister hanımını boşama ve köle azadına yemin etsin, yemin edenin niyeti muteberdir. Ancak hâkim; karısını boşama veya köle azad etmesi üzerine yemin ettirirse, niyetini gizlemesi fayda verir. Yemin edenin niyeti muteberdir. Çünkü hâkimin bunlarla yemin ettirmeye hakkı yoktur. O, ancak Allah adına yemin ettirebilir.

    Şunu bilmek gerekir ki; niyet ile sözün başka mana ifade etmesi her ne kadar yemini bozmak sayılmasa da, hak sahibinin hakkını ibtal edecek durumlarda bu şekilde yemin etmek ittifakla câiz değildir. Bütün bu açıklamalar Şafiî mezhebine göredir.

    Kadı Iyad; İmam Mâlik ve arkadaşlarından bu konuda farklı görüşler ve tafsilat nakletmiş ve şöyle demiştir:

    "Kendisinden yemin istenmeden ve birinin hakkı taalluk etmeden yemin eden kimsenin yemininin kendi niyetine göre olduğunda âlimler arasında ihtilâf yoktur. Ama bir hak veya vesika hakkında kendi kendine ya da hâkimin hükmü ile başkası için yemin ediverirse, sözünün zahirine göre hüküm verileceğinde ihtilâf yoktur.

    Konunun, Allah'la kul arasındaki yönüne gelince; kimisi, kendi lehine yemin edilenin, kimi de yemin edenin niyetinin muteber olduğunu söyler. Eğer yemini teklif üzerine etmişse, kendisi için yemin edilenin; kendiliğinden yemin etmişse kendisinin niyetine itibar edileceği şeklinde görüşler de vardır. Bu; Abdulmelik ve Sahnûn'un görüşüdür. İmam Mâlik ile İbnu'l-Kasım'ın zahir olan görüşleri de böyledir. Bunun aksini söyleyenler de vardır. Bunu Yahya, İbnu'l-Kasım'dan nakletmiştir..."

    Nevevî'nin Kadı Iyad'dan naklettikleri biraz daha devam eder. Ancak, fazlaca tafsilat olacağı için bu kadarla iktifa ediyoruz.

    Bu konuda; Hanefî âlimlerinden Aliyyu'1-Kârî de, "Yemini teklif edenin, buna hakkı varsa onun niyeti; yoksa yemin edenin kendi niyeti muteberdir. Onun, niyetini gizlemeye hakkı vardır. Bu; âlimlerimizin görüşünün özetidir" dedikten sonra, Nevevî'nin yukarıya aldığımız sözlerin bir kısmını nakleder.
    Yeminde niyetin hukukî yönden hükmü budur. Ancak başka şeye niyet edilerek edilen yemin dinî açıdan doğru değildir. İmam Mâlik'den; "Hile ve kurnazlıkla edilen yeminin sahibi günahkârdır. Yemini de bozulmuştur. Bir özür dolayısıyla olması ise caizdir" dediği nakledilir.
  3. Abdullah el Hanbeli

    Abdullah el Hanbeli Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Örnek vereyim hocam, kafir müslümana diyor ki: "anayasaya bağlı kalacağına yemin et", müslüman da bir maslahattan veya mesedetten ötürü (ikrah yok) bu yemini ediyor ancak müslümanın anayasadan kastettiği mevcut beşeri anayasa değil islam anayasası, bu durumda yemin edenin niyeti geçerli olur mu?
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş