1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Yolumuzdaki Çakıl Taşları Numunesi

Konu, 'Edebiyat' kısmında ümmü erva tarafından paylaşıldı.

  1. ümmü erva

    ümmü erva Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Yaşanılan hayat ve çizilen programlar neticesinde herkesin kendine göre bir hayat felsefesi vardır. Bu felsefe kimi zaman insanların odak noktası olurken kimi zaman kör noktası olur. Çağımızda insan olmanın yanı sıra müslüman bir insan olmak hayli zordur. Zira müslüman kimliğini taşıyan biri hem çağın tehlikelerine karşı bir savunma mekanizması geliştirmek zorunda hem de yürüyen tepkilerin -yani insanların- menzilinden kendisini kurtarmak zorundadır. Hayat yolunda müslüman bir kimsenin önüne çıkan çakıl taşlarının ele alınacağı bu yazı dizisinin ilk adımı bu taşların bir numunesini çıkarmak olacaktır.


    İlk tehlikemize merhaba diyelim. Yahut demesek de olur. Çünkü aslında bu tehlike ile nicedir konuşuyor hatta kendisine ailemizden, benliğimizden bile fazla vakit ayırıyoruz. Bu tehlikeyi hepimiz merak ettik sanırım. O halde bir ipucu daha vereyim ki hem merakınız artsın hem de kendisini biraz daha tanımlamış olalım. Kendisi öyle bir tehlikedir ki onu tasvir ederken dahi ona mecburum ve siz benim tasvirlerime onun yardımı ile ulaşıyorsunuz. Sanırım artık ifşa etme vakti geldi de geçiyor. Yazımızın kapısını internet ismine hafifçe araladıktan sonra - dikkat edin aralamak diyorum- onun arz ettiği tehlikelere göz atalım. Öncelikle vaktimizin kanını emen bu vampir aynı zamanda aile yapısını çökerten, özel hayatı aşikar etmekten sakınmayan bir nesil yetiştiren, riyayı yücelten, kendisi ile bir bağı olmayanı asosyal olarak yaftalayan ve daha nice çakıl taşlarını yolumuza yığan bir unsurdur. İnternet doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir buluştur diyemeyeceğim. Aksine internet az ve öz kullanıldığı zaman doğru bir meta olur ki bu onu yararlı bir buluş sıfatına ulaştırır. Ama az ve öz kullanmak ne mümkün! Cebimize kadar giren bu pek sıkı arkadaşımız bizi hayattan soyutlamak için tüm çabasını sarf etmiş hatta yetmemiş sosyal medya siteleri ile arkadaşsız kalmayalım diye elinden geleni yapmışa benziyor. Aslında nice kelam etmek gerekir kendisi için de malum numune demişken bu kadarı ile yetinmem gerektiğinin farkına varıyor ve bir sonraki tehlikemizin adını kalemime çağırıyorum.


    İkinci misafirimiz -ki daha çok biz misafir gibi duruyoruz- önyargısı tavan yapmış, at gözlüğünün yanı sıra dar bir pencere ile hayata gözlerini açmış -hatta yummaya doğru gidiyor- aslında varlıkdaşımız; insan. evet, beş harflidir ama içinde neler neler taşır. nelere sevgi besler de bir bize ayıracağı muhabbeti kalmamıştır. Hoş kimse kimsenin sevgisine mecbur bırakılamaz ama ihtiyacım yok demek de o denli bir ahmaklıktır. Toplum içinde yaşamak su ve hava kadar önemli bir ihtiyaçtır. Fakat yaşamaktan kasıt yemek,içmek yada ne bileyim evlenmek olarak algılanmamalıdır. Yaşam demek fikir demek, fikir demek ise adete bir savaş çağrısı demektir. Böyle bir dünyada birlikteliği öğrenmek her insanın bir sorumluluğudur. Çağımızda birçok etnik köken, din, dil gibi sebeplerin doğurduğu fikirler ve hayat tarzları vardır. Ve insan kendine biçtiği bu yolu diğer varlıkdaşlarına kabul ettirmeye, hiç olmazsa saygı duymaya çağırır. İşte böyle bir dünyada fikirleri empoze ettirmek için zihinsel savaş açanlar mı dersin yoksa işini şansa bırakmayıp fiiliyata dökenler mi dersin... Anlayacağın doğru rotayı bulmak da, istikrarı tutturmak da epey zor olsa gerek..


    Evet, numune demiştim ama misafirlerimizin öz geçmişini biraz fazla irdeledim sanırım. Son misafirimizi de hafifçe tanıştırıp hoşçakalın diyeceğim. Gelsin zihnimizi ele geçiren, bedenimize yön veren ve yolumuzda belki de bizi en çok yavaşlatan hatta bazen durduran, akıl almaz derdi bulunmaz duygularımıza. Geçmişe kederlenmek, geleceğe kaygılanmak, dozu kaçmış hayalcilik ve daha nicesi. bizi biz olmaktan alıkoyan, limana yetişmemizi engelleyen şeyler bunlar. Kişiye göre miktarı değişir evet ama hangimiz bunlardan hiçbirini barındırmadığımızı iddia edebiliriz ki? Buna ne gibi çözüm sunulabilir bilmiyorum, açıkçası öyle pek parlak bir fikrim de yok. Belki gelecek yazıya parlak fikirlerle karşınıza çıkarım. Ama şimdilik ufak bir kardeş tavsiyesi vermem gerekirse eskimeyen ve eskimeyecek olan bir önerim var ; dua. yolunuza çıkan yegane çakıl taşınız için bir elinizi ona uzatın diğerini semaya. Belki hemen değil ama yavaşça ve sabırla temizlenir yolunuz. Bir de küçük bir rica ; beni de zikredin Rabb'e edilen hamdnamelerinizde ve arz-ı haletiyelerinizde...


    Hoşçakalın...


    Ümmü Erva
  2. IsLaM4eVeR

    IsLaM4eVeR لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah Site Admin

    Okunmasi gereken bir yazi, Allah razi olsun, cok güzel olmus, devamini da bekleriz.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş