1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Yüzde 70 Engelli 'yardım Gönüllüsü' Yusuf Akkuş Tutuklandı

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında M.S tarafından paylaşıldı.

  1. M.S

    M.S Aktif Üye Üye

    İnsani yardım çalışmaları sebebiyle Suriye'de bulunduğu sırada yaralandığı belirtilen ve yüzde 70 oranında engelli raporu bulunan Yusuf Akkuş tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    3 yıl önce insani yardım çalışmaları yürütmek amacıyla Suriye'ye gittiği belirtilen ve yaşadığı yaralanma sonucu kişisel hiçbir ihtiyacını göremeyecek durumda olan Yusuf Akkuş'un tutuklanarak Malatya E tipi cezaevine gönderildiği bildirildi.

    Sosyal medya üzerinden kampanya başlatan Yusuf Akkuş'un abisi, kardeşinin cezasının temyize kapalı olarak onaylandığını ifade etti.

    Sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulunan Akkuş'un abisi, kardeşinin akli melekelerinin yerinde olmadığını ve sürekli olarak bakıma muhtaç olduğunu ifade ediyor.

    Akkuş'un abisi açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Suriye’de bulunması sebebiyle açılan mahkemede hapis cezası çıktı, istinaf mahkemesinden gelen karar tebligatının elimize ulaşmamasından dolayı itiraz edip temyiz isteminde bulunamadık. İstemde bulunamadığımız için diğer sanıklar temyize dosyayı göndermesine rağmen, kardeşim Yusuf Akkuş’un cezası temyize kapalı olarak onaylanıp cezaevine konuldu.

    Kardeşim Yusuf Akkuş şu an % 70 hayatı boyunca engelli raporu bulunuyor, ayrıca akli melekelerini kullanamıyor, çocuk gibi daima bakıma muhtaç durumda. Evde annesinin gözetimi altında idi, evden sadece hastane için çıkarıyorduk.

    Yusuf Akkuş’a başkası yemek yedirmez ise yiyemez, içemez ve başkası yıkmaz ise yıkanamaz bir durumda. Sürekli enfeksiyon kapmakta ve ateşi çıkmaktadır. 10 gün önce kolundan ameliyat olmuştur ve kolu hala iyileşmedi. Şu an Malatya E Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

    Akli melekelerini kullanamayan, 5 dakika öncesini unutup ne yapması gerektiğini bilmeyen yüzde 70 özürlü Yusuf Akkuş’un Malatya Cezaevinde tutulması, ölüme terk edilmesidir."

    Tag'a destek verelim : #YusufAkkuşaÖzgürlük

    Duyarlı yetkililerimiz ve insaf sahibi adliye çalışanlarına duyurmak için Allah razısı için paylaşalım pic.twitter.com/EiIv5LFh4Y

    — Yusuf Akkuş'a Özgürlük (@yusufakkus_yrdm)
  2. toprak56

    toprak56 İyi Bilinen Üye Üye

    vicdanı olan her kişi bu olaydan ötürü rahatsız olur. Nasıl bir vicdan %70 engelli ve derdini anlatamayan bir insanı hapse gönderebilir? Rabbim sen her şeyi görür ve bilirsin, Kardeşimize yardımcı ol ve zalimleri helak et.
  3. Firak

    Firak İyi Bilinen Üye Moderatör Üye

  4. uKaB

    uKaB İyi Bilinen Üye Üye

    Yanı adam ölse kabirden cıkarıp cezaevıne koyacaklar

    LA havle
  5. M.S

    M.S Aktif Üye Üye

    Yapmadıkları bir şey değil ki,

    ibrahim Hakkı Efendi

    Sultan Abdülhamid ve Sultan Resad dönemlerinde sarayda vaizlik yapan ibrahim Hakkı Efendi, Milli Mücadele yıllarında bizzat faaliyette bulunmuş ve yerleştirilmek istenen rejimini daha 1921 yılında fark ederek dindar insanları o zamandan uyarmıştır. İstiklâl Mahkemesi, ibrahim Hakkı Efendi’ye gıyabında idam cezası verir.

    Fakat Erzincan’da olmadığı için bu ceza infaz edilememiştir, ibrahim Efendi, hakkındaki idam karan haberini aldığı günün ertesi sabah namazım kılarken ruhunu teslim eder. Çocukları babalarının vefatını Sark istiklâl Mahkemesi’ne bildirirler, ölüm haberinin doğru olup olmadığını araştırmak icin köye bir müfreze çıkartılır. Müfreze, ibrahim Hakkı Efendi’nin yaşadığı Kemah ilçesi’ne bağlı Müsekrek Köyü’ne gelip merhumun kabrini açtırır. Nahiye Müdürü kabirdeki cesedin ibrahim Hakkı Efendi’ye ait olduğunu tasdik eder. Ne yazık ki; dirisini kurtaran ibrahim Hakkı Efendi, ölüsünü kurtaramamıştır. İbrahim Efendi’nin cesedi kabrinden çıkarılır ve oracıkta hazırlanan darağacına çekilir.”
  6. uKaB

    uKaB İyi Bilinen Üye Üye


    Hz. Ömer (ra), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Odasının bir yanında işlenmiş bir deri, bir diğer köşesinde de, içinde birkaç avuç arpa bulunan küçük bir torba vardı. İşte Allah Resûlü'nün odasında bulunan eşyalar bundan ibaretti. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer (ra)'in hıçkırıkları O'nu (asm) uyandırır. Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (ra) ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (asv) hayretle sorar:

    “Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?”

    “Ey Allah'ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah'ın Elçisisin... İzin versen de, biz de seni...”

    Maksat anlaşılmıştır, Allah'ın Elçisi (asm), gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve

    "Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı "(Ankebut, 29/64)

    ayetini okuduktan sonra ekler:

    “İstemez misin ey Ömer? Dünya onların olsun, ahiret te bizim!..”
    Hayatus Sahabe
    -Yusuf Kandehlevi-

    Onlar dunya ıcın calısa dursunlar nasıl olsa vaktı gelende yok olacak.Bizler ise ebedı olarak mutlu yasayacagımız ahıret toprakları ıcın calısalım.

    Bu yolda çile cok hatta öyle bir çileki katlanamadıgın kadar..
    Maksat ona katlanıp sabr ederek devam etmektır.
    OTurana ecır yok.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş