ZAMANA SÖVMEK


Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Dediler ki: "(Bütün olup biten) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz, diriliriz . Bizi kesintisi olmayan zaman (dehrin akışın) dan başkası yıkıma (helaka) uğratmaz." Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; onlar yalnızca zannediyo rlar." (Casiye: 45/24)

İmad İbn Kesir tefsirind e diyor ki:

"Allah (c.c.) kafirleri n denliliğinden ve Kıyamet Gününü inkar etme bakımından onlarla aynı inançta olan müşrik Araplarda n haber veriyor. Bunlara göre sadece bu dünya hayatı vardır. Bir toplum ölür gider, onların ardından bir başka toplum yaşayarak hayatı sürdürür. Ortada ne bir tekrar dirilme, ne de Kıyamet vardır. Bu görüşü savunanla r ilahiyatçı felsefeci lerdir. Onlar ilkliği ve dönüşü (Bed ve ric'ati) inkar ederler. Dehriliği savunan dönüşümcü felsefeci ler ve Allah'ı inkar edenler şöyle diyor ve şöyle inanıyorlar:

Her bir 36 bin yıl devrinde, her şey ilk olduğu konumdaki durumuna gelir. Bunların iddialarına göre bu durum sonsuza dek defalarca tekrarlanıp duracaktır. Bunlar, akla uygun olanı, ona karşı büyüklük göstererek reddederl er ve nakle dayalı şeyi de yalanlarl ar. İşte bu yüzden de 'Bizi zamandan başka bir şey helak etmez.' derler.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur, sadece zanna dayanmakt adırlar."

Yani kuru bir vehim ve hayale dayanıyorlar.

Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allahu Teala şöyle buyurdu: "Ademoğlu dehre söverek beni gücendiriyor. Oysaki dehr benim. İş benim elimdedir . Geceyi gündüze ben aktarıyorum." (Buhari Tefsir: 1, Tevhid: 35, Edeb: 101, Müslim, Elfaz: 1,2, Ebu Davud, Edeb: 181)

Bir diğer rivayet de şöyledir:

"Dehre sövmeyin. Çünkü gerçekten ben, evet ben dehrim."

Bir başka rivayet de şöyledir:

"Ademoğlu, 'yazıklar olsun dehre (zamana)' demesin. Çünkü ben, evet ben dehrim. Geceyi ve gündüzü ben gönderiyorum. Dilediğim zaman onların ikisini de tutarım." (Buhari Tefsir: 45/1, Tevhid: 35, Edep: 101, Müslim Elfaz: 1-2, 5-6, Ebu Davud Edep: 169, Ahmed: 5/299, 311)

Şerhussünne adlı eserde deniyor ki:

"Sıhhati üzerinde ittifak olunan bu hadisi Buhari ve Müslim, Ma'mer tarikiyle birkaç yönden Ebu Hureyre'den tahric etmişlerdir. Demiştir ki: "Bunun manası şudur:

Araplar adetleri gereği başlarına bir felaket geldiğinde zamana söverlerdi. Çünkü Araplar başlarına gelen musibeti, hoşlanmadıkları şeyleri zamana (dehre) nisbet ediyorlar dı. Diyorlardı ki: "Onların başına zamanın belaları düştü. Zaman onları darmadağın etti."

Başlarına gelen şiddetli olayları, felaket ve musibetle ri dehre izafe ettikleri nde, bunun failine söverlerdi. Doğal olarak bunun sonuçta varacağı yer Aziz ve Celil olan Allah'a dayanıyordu. Çünkü gerçekte işleri meydana getiren, onları yapan ve var eden Allah'tır. İşte bu yüzden zamana sövmekten menedildi ler."

Bunu İbn Cevzi, bu tarikle gerçekten garib bir siyakla rivayet etmiştir. Yani Süfyan b. Uyeyne tarikiyle Zühri'den, Said b. Müseyyeb'ten, o da Ebu Hureyre'den, o da Rasululla h'tan (s.a.v.) rivayet etmişlerdir. Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ,

"Cahiliye halkı, şöyle derlerdi: "Bizi ancak gece ile gündüz helak ediyor. Bizi helak eden, öldüren ve dirilten odur." Allah kitabında şöyle buyuruyor:

"Bizim sadece dünya hayatımız var ölür ve diriliriz,bizi helak eden sadece dehrdir." Dehre söverler. Aziz ve Celil olan Allah buyurdu ki:

"Ademoğluna eza verir de, dehre söver. Oysa Dehr benim, iş benim elimdedir, geceyi gündüze ben çeviririm."

Aynı şekilde İbn Ebu Hatim, Ahmed b. Mansur'dan, bu da Süreye b. Nu'man'dan, o da benzerini İbn Uyeyn'den rivayet etmişlerdir. Sonra Yunus'tan, İbn Vehb'ten, Zühri'den, Ebu Seleme'den, bu da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir:

"Rasululla h'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim:

"Allahu Teala şöyle buyuruyor: "Ademoğlu dehre sövüyor, oysa dehr benim, gece ile gündüz benim ellerimde dir." (Beyhaki, 3/3365)

Sahih sahibi, Nesai, Yunus b. Yezid hadisinde rivayet etmiştir.

Muhammed b. İshak Ala b. Abdurrahm an'dan, bu da babasından, o da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir, Rasululla h (s.a.v.) dedi ki:

"Allah şöyle buyurdu:

"Kulumdan ödünç istedim de vermedi. Bana söverek şöyle dedi: "Vay anasına dehrin." Oysa dehr benim." (Terğib, 3/471, Mansur, 6/35)

Şafii, Ebu Ubeyde ve başka imamlar:

"Dehre sövmeyin, gerçekten dehr bizzat Allah'tır" kavlinin tefsirind e şöyle dediler. "Araplar cahiliye dönemlerinde, başlarına bir bela, sıkıntı ya da şiddet gelince:

"Vay anasına bu dehrin, yazıklar olsun bu zamana." derler ve yaptıklarını dehre isnad ederek ona söverlerdi. Oysa bu sövdükleri şeylerin faili Allah'tır. Ona sövdüklerinde adeta Allah'a sövmüş gibi olmaktadırlar. Çünkü bu olan şeylerin gerçekte faili sadece Allah'tır. İşte bu açıdan Allah, bu sakıncası sebebiyle dehre sövmeyi yasaklamıştır. Böyle yaptıkları taktirde sözleriyle Allah'ı kastetmiş ve dolayısıyla işlenen şeyleri ona isnad etmiş olurlar. Doğrusu bunun yorumuyla ilgili olarak söylenen en güzel söz budur. Murad olunan da budur. Allah en iyisini bilir."

Ancak Zahiriye mezhebind en İbn Hazm ve onun gibiler bu hadise bakarak "Dehr" i Esmai Hüsna'dan saymakla yanılmışlardır.

Bunun manası hadiste:

"Geceyle gündüzü ben çeviririm." kavliyle açıklanmıştır. Geceyle gündüzün değiştirilmesi demek; halkın istediği ve hoşlanmadığı şeylerle ilgili tüm tasarrufl arın yüce Allah'ın elinde olması demektir. Bu hadiste Muhammed b. Abdulvehh ab'ın buraya almadığı bir ziyade vardır. O da: "İş benim elimdedir" kavlidir.

Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allahu Teala şöyle buyurdu:

"İnsanoğlu dehre (zamana) söverek beni gücendiriyor. Halbuki dehr benim. Geceyi gündüze ben aktarıyorum" (Buhari Tefsir: 45/1, Tevhid: 35, Edeb:101, Müslim Elfaz: 1-2, 5-6, Ebu Davud Edeb: 169, Ahmed: 5/299, 311)

Bu rivayetin manası:

"Daha önce geçen:

"Ben dehrim, gece ve gündüzü çeviririm" hadisinde açıklanmıştı. Yani hayır ve şer olarak cereyan eden ne varsa hepsi Allah'ın iradesi ve tedbiriyl e olmaktadır. Hepsi de Allah'ın bilgisi ve hikmetiyl edir. Bu hususta hiçbir kimse Allah'a ortak olamaz. Bu durumda vacip olan, her iki halde de her şeyden münezzeh olan Allah hakkında hüsnü zanda bulunular ak O'na hamdetmek, tevbe etmek ve bir daha yanlış yapmamak üzere Allah'a dönmektir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Onları yeryüzünde ayrı ayrı toplulukl ar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyilikler le ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler." (A'raf: 7/168)

"Her nefis ölümü tadacaktır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz." (Enbiya: 21/35)

Fiilin dehre nisbet edilmesi sebebiyle sövme olayı oldukça fazladır. Nitekim bu olay İbnul Mu'tezz, Münetenebbi vb. mevlitle ilgili şiirlerde bile bir hayli mevcuttur .

Bunda yılların şiddet, sıkıntı ve benzeri şeylerle anılmasına rastlanma z.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Sonra bunun arkasından (kuraklığı) zorlu yedi yıl gelecekti r, sakladığınız az bir miktar dışında, daha önce biriktird iğinizi yiyip bitirecek tir." (Yusuf: 12/48)

Şairin biri şöyle diyor:



Gerçekten zamanın geceleri korkunçtur

Bu geceler arasında ömürler geçip gider

Doğrusu kısa geceler üzüntüyle uzar gider

Uzun gecelerse mutluluk içinde olursa kısa geçer.

Ebu Tanımam da şöyle diyor:

Buluşma geceleri neredeyse unutulur oldu güzellikleri

Hatıraları anmak sanki günler geçmiş gibi

Sonra ayrılık günleri bunu izledi.

Üzüntüye doğru sanki yıllar geçmiş gibi

Sonra bu yıllar da geçip gitti, yaşayanları da

Sanki yıllar ve onda yaşayanlar birer rüya gibi.