1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Çözüldü Zuhr-i Ahir Kılmak Caiz Mi?

Konu, 'Kur'an ve Sünnetten Delillerle Soru - Cevab' kısmında SCHUWAPPES tarafından paylaşıldı.

  1. SCHUWAPPES

    SCHUWAPPES Üyeliği İptal Edildi Banned

      
    slm arkadaslar ogrenmem istedigim bir sey var oda cuma namazinda kilinan Zuhrü ahir namazi bir bidat oldunu duydum sizce dogrumudur.
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin


    Zuhr-i ahir, "Son öğle" manasındadır. Zuhr-i ahir namazı da Son öğle namazı manasına geldiği gibi bazı alimler tarafından, Cumua namazının sahih olmaması (şubhe) ihtimali üzerine, ihtiyaten kılınması gerektiği zikredilen, o günkü öğle namazı yerinedir.

    Cumua'nın sıhhat şartlarındaki ihtilaf dolayısıyla, Cumua namazının geçerli olmaması ihtimalinden hareketle, kılınan Cumua namazının farzından sonra, zuhr-i ahir namazının kılınmasının zorunluluğunu ileri sürenler olduğu gibi, bunu düşünceye muhalif olanlar da çıkmıştır.


    Cumua Namazından Sonra, Zuhr-i Ahir Namazı Şarttır Diyenlerin Delilleri

    Cumua namazının farzından sonra o günün aynı vakti olan Zuhr-i ahir namazının da kılınması gerektiğini ileri sürenlerin delilleri; her hangibir yerleşim bölgesinde birden fazla camide, Cumua namazının sahih olmaması ihtimalidir.
    Bu görüşe göre, bir mecburiyet olmadıkça bir yerleşim yerinde tek bir yerde Cumua namazı kılınmalıdır. Luzumu yokken, birden fazla yerde Cumua namazının kılınması durumunda, Cumua namazına ilk (önce) kılmaya başlayanların Cumua namazları sahih olur, sonraki kılanların Cumuası kabul olmadığından öğle namazını kılmaları gerekir.
    "Cumua namazını hangi camiide önce kılındığının belirlenememesi üzerine, ihtiyaten bütün camilerde öğle namazının (zuhr-i ahir) kılmaları gerekir" denmiştir. Bu görüşe delil olarak da, Cumua namazının toplanmak ve hutbe irat etmek için meşru kılındığı gerekçesine ve Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidin döneminde sadece bir yerde Cumua namazı kılındığına dayandırmaktadırlar.
    (Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc, I / 544; Nevevî, el-Mecmu’, IV / 451-452; Sahnun, el-Mudevvene, I / 277-278; İbn Kudâme, el-Muğnî, III / 212; Hurâşî, Şerhu Muhtasari Halîl, II / 74-75; Şurunbillali ve Ebu’l-Zeyd eş-Şiblî. el-Miftâh Şerhu Nuru’l-İzah. s. 98)



    Cumua Namazından Sonra, Zuhr-i Ahir Namazı Kılınmaz Diyenlerin Delilleri

    Cumua günü, cumuua namazından sonra aynı vakitte zuhr-i ahir namazı kılınmalı diyenlere karşı çıkanlar şöyle demektedirler:
    "Şubheyle yapılan ibadet, geçerli olmaz" düşüncesinden hareketle, böyle bir namazın kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir.
    Bu düşüncedekiler, şubheyle ibadet makbul değildir, bu sebeble “belki Cumua namazı sahih olmamıştır” vesvesesiyle aynı anda zuhr-i ahir namazı kılmak isabetli olmaz. Ayrıca zuhr-i ahir namazı kılınması gerektiğini ileri sürünce, halkın aklına, Cumua namazı farz değil, öğle namazının farz olduğu ya da, aynı vakitte ikisinin de farz olduğu düşüncesini getirir. İbn Nuceym, Alau’d-din Haskefî, Cemaleddin el-Kasimî, Mehmet Zihni Efendi gibi bilginler bu görüştedirler. (İbn Nuceym, el-Bahru’r-Râik, II/154-155; İbn Abidîn, Reddu’l-Muhtâr, I/536; Cemalettin el-Kasımî, İslahu’l-Mesâcid, s.50; Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, 439-440)


    Cumua namazının bir yerleşim beldesinde birden fazla camii'de kılınması konusunda ise İmam Muhammed, bir rivâyete göre İmam-ı Âzam’ın görüşlerinden hareket eden daha sonraki ulemâdan İmam Serahsî başta olmak üzere birçok âlim, Cumua namazının bir şehirde bulunan her câmide kılınabileceğine dâir fetva vermişlerdir. (el-Feteva’l-Hindiyye, 1: 145)
    Bu konuda İmam Serahsî şöyle der: “Ebu Hanife’nin mezhebinden sahih rivâyete göre, bir şehrin bir veya daha fazla mescidinde Cumua namazını kılmak câizdir. Biz bununla amel ederiz.”
    İbni Âbidin’in ise şöyledir: “Cumua namazının muhakkak surette, sadece bir yerde kılınması lazımdır denilirse, bunda açık güçlük vardır. Çünkü bu durumda Cumua’ya gelenlerin pek çoğunun uzun yol yürümesini gerektirir. Halbuki, çeşitli yerlerde Cumua namazının kılınamayacağına dair delil yoktur. Bilakis zaruret meselesi böyle bir şartın bulunmamasını gerektirir. Hususan şehir büyük olursa böyle bir şart bahis mevzuu olamaz.” (İbn Abidin, Reddu'l Muhtar , 1: 541)


    Bazı alimler de, Hz. Peygamber (s.a.v.), sahabe ve tabiin döneminde zuhr-i ahir diye bir namaz olmayıp, bilinmediğinden, zuhr-i ahir namazı kılmak bid'at görülmüştür. (Nevevî, Mecmu, IV / 452; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, I / 544)


    'Zuhr-i ahir kılınmaz' diyen alimlerin, Verdiği Hukumler ve Sebebleri !

    1- Zuhr-i ahir kılınmamalıdır diyen bazı alimler, şubhenin ibadeti ifsad edeceğinden hareket ederek zuhr-i âhiri kılmak mekruh olur demişlerdir.
    Bunlara göre cumua gibi muberâk ve çok sevablı bir ibâdeti edâ edenler, "bu namaz şu ihtilâf sebebiyle belki sahih olmamıştır" şüphesiyle son öğle namazını (zuhr-i âhiri) de kılarlarsa, cuma namazlarını ifsad ve iptâl etmiş olurlar. Ayrıca bunu gören halk, cumua namazının farz olmadığını, öğlenin farz olduğunu, yahut da bir vakitte ikisinin de farz olduğunu zanneder. İşte bu sebeble zuhr-i âhiri kılmak mekruhtur.


    Bu görüşü İbn Nuceym (v. 970/1563) el-Bahru'r-Râik'ta ileri sürmüş, Alâuddin el-Haskefî de (1088/1677) ed-Durru'l-Muhtâr'da benimseyerek nakletmiştir.

    İbn Abidin de el-Makdisî'ye uyarak şöyle demiştir: "Eğer bu namazı kılmak böyle bir yanlış anlayış ve fesada sebeb olursa açıkça kılınmamalıdır; havâs (okumuş yazmış kimseler) bunu evinde kılmalıdır."

    Hanefî mezhebinde tercih edilen görüş, Cumua namazının bir yerleşim merkezinde birden fazla camide kılınmasının caiz ve sahih olduğudur.

    2- Zuhr-i ahir kılınmamalıdır diyen diğer alimler ise, bid'at esasından yürüyerek zuhr-i âhirin kılınmasını men edip ve günah saymaktadırlar.
    Şevkânî, Sunen-i Ebu Dâvud şârihi allâme M. Şemsuddin el-Azimâbâdî, Cemâluddin el-Kâsımî, Mustafa el-Galâyinî, Ali eş-Şebrâmellisî, M. Reşîd Riza el-Huseynî gibi zevatın içinde bulunduğu bu grubun delilini şöylece toparlayabiliriz:
    "Batıl olduğunu bilerek cumua namazı kılmak haramdır; cumanın sahih olduğuna inanılıyorsa öğle namazını kılmaya ihtiyaç yoktur; böyle bir namaz (zuhr-i ahir) sahabe, tabiun ve muctehid imamlar devrinde kılınmamıştır; dinde olmayan bir ibadeti adet haline getirip ona yamamak bid'attır; bunu yapan gunahkar olur..."



    Ayrıca dört mezheb imamı içinde "zuhr-i ahir kılınmalıdır" diyen birisi yoktur. Muctehid seviyesinde olmayan mukelleflerin (dört mezheb tabiileri), her fıkhi meselede benimsedikleri bir muctehidin görüşüne itibar ederler. İctihadlarına veya tabi oldukları muctehide (mezhebe) göre yaptıkları ibadet sahih ise artık başka bir mezhebe ve muctehide göre sahih olmaması onları ilgilendirmez ve ibadetlerine zarar vermez. Üzerinde ihtilâf edilmiş binlerce meselede bir muctehide tabi olarak ibadet ederken sadece cumua namazında ihtilafı gözönüne alıp ihtiyata riâyet etmeye kalkışmakgereksiz bir davranıştır.

    Zuhr-i ahir sebebiyle, cumanın farzından sonra kılınacak namaz arttırıldığı için, avam halk cumuanın son sünnetini de terketmeye başlamıştır. Halbuki farzdan sonra sadece 2 veya 4 rekat namazın sünnet olduğu anlatılsa ve tatbikat da buna göre olsa, bu sünneti yerine getireceklerin sayısı artacaktır. Malumdur ki Her bid'at bir sunneti öldürür.
    İhtiyat ise, ancak İslam'a uygun ve faydalı olduğu zaman başvurulmalıdır. Bir kimse Ramadan orucuna başlamak için hilali gözetlemeyip (ya da gözetleyenlerin haberine itibar etmeyerek) bir gün önceden oruca başlayamaz veya Ramadan ayını uzatarak Bayram günü oruç tutamaz! Bu ise caiz olmadığı gibi hem haram, hem bid'attır.
    Tüm çabamız ve niyetimiz Kur'an ve sahih Hadis-i şeriflere (sunnet) itibar edilerek ibadet/amet edilmesidir.


    Bu mesele hakkında anladığımız şudur ki ; esas itibariyle Cumua namazından ayrı olarak aynı vakitte zuhr-i ahir diye bir namazın kılınmamasıdır.

    Buna rağmen "Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar" (Bakara,286), "Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi." (Hac, 78) ayetleri ve Rasulullah'ın (s.a.v.) buyurduğu "Ben kulumun benim hakkımdaki zannına göre muamele ederim" (Kudsi Hadis, Muslim, Zikir, 1; Tirmizî, Zuhd, 51) ve "Ameller niyetlere göredir" (Buharî, Bed'u'l-vahy, 1) hadislerini ve bu mesele hakkındaki ictihad farklılığını da göz önüne alarak Cumua namazından sonra zuhr-i ahir olarak 4 rekat daha namaz kılmaktadırlar. Her ne kadar bütün bu sebebler kendileri için geçerli bir mazeret olmasa da; bu sebeble zuhr-i ahir kılanları, fitneye sebeb olacak şekilde eleştirip tartışmalardan sakınmalıyız.


    İLGİLİ KONULAR :

    1- TÜRKİYE GİBİ DAR'UL-HARB OLAN ÜLKELERDE CUMA NAMAZI KILINMASI HAKKINDA SORULAR

    2- Dâru’l-Harb’de Cuma Namazı

    1-2-
    https://www.islam-tr.net/konu/daru’l-harb’te-cuma-namazi.11769/
  3. Tevhid-Dini

    Tevhid-Dini Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Cuma Namazı bir şehirde sadece bir Camide kılınır diyenlerin delili yoktur.
    İstanbul gibi bir Metropolde herkesin bir Camide Namaz kılması nasıl mümkün değilse
    aynı durum " önce kılanların namazı kabul olur sonrakilerin kabul olmaz" gibi yaklaşımı da
    doğru değildir.

    Şu karmaşaya bakın, kimin daha önce kıldığının tespitini kim yapacak? Kimse
    o halde herkes "ihtiyaten" Zuhri ahir denen Namazı kılmak zorunda kalacak ki
    böyle bir yaklaşım doğru değildir.

    İbadette " ihtiyat" gibi bir kavramı kullanmak abesle iştigaldir. İhtiyat şüphe hasıl olduğunda
    söz konusudur ki ibadette şüphe asla kabul edilemez.

    Bizler ne Allah Rasulünün ne de Sahabelerin uygulamalarında bu Namazı göremiyoruz.

    Zühr-i Ahir diye bir namaz yoktur, bidattır.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş